Tuğba Konaklama

Gilindire Mağarası (Aynalı Göl)
Buranın bir diğer adı Aynalıgöl Mağarası.
İlçemizin 7,5 km güneydoğusunda, deniz kenarında yer alıyor. Mağaranın girişi denize bakıyor ve sizlere muazzam bir manzara sunuyor. Mağaraya denizden ve karadan ulaşılabiliyor.
Gilindire Mağarası, bir kirpiyi takip eden çobanın tesadüfen keşfettiği bir mağara.
Mağaraya 560 basamaklı bir merdiven ile ulaşılıyor.
Mağara, denizden 45 metre yüksek bir yamaçta, 555 metre yatay uzunlukta ve 46 metre derinliğe sahip.
Mağaranın 46 metre derinliğinde su var, bu özelliği nedeniyle "Aynalı Göl" olarak da anılıyor.
Oldukça büyük boyutlardaki sarkıtlar eşsiz bir güzellik sunuyor.

Dört Ayak Anıtı
Dört Ayak Anıt Mezarı, özellikle inanç turizminde de ön plana çıkan Mersin’de yer alan önemli bir değerdir.
Dört büyük ayak üzerinde yükseldiği için halk arasında bu isimle anılmaktadır. En dikkat çekici özelliklerinden birisi harç kullanılmadan kesme taşların birbirine geçirilmesiyle yapılmış olmasıdır. Tam yapım tarihi bilinmese de M.S. 2. Yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan Anadolu kıyılarının haritasını çıkarmak ve araştırmalar yapmak için izin alarak 1811 yılında buralara gelen Kaptan Francis Beaufor, Aydıncık haritasında bu yapıyı Cenotaph (boş mezar) olarak belirtmiştir. Bu nedenle ölen kişinin başka bir yere defnedilmiş olduğu; buranın ise kendisinin anısına saygı amacıyla inşa edilmiş bir yapı olduğu düşünülmektedir.
Dört Ayak Anıt Mezarının Hikayesi
Dört ayak Anıt Mezar’ın içerisinin boş olması nedeniyle yapımına dair çeşitli hikayeler anlatılmaktadır. Halk halk arasında anlatılan bir hikaye şöyledir:
Dönemin kralının güzelliği dillere destan kızına iki genç birden âşık olmuş. Kral iki gençten birinden şehre su getirmesini diğerinden dört ayaklı yapı inşa etmesini istemiş. Kendi görevini daha önce bitiren genç, kralın kızıyla evlenecekmiş
İki genç de aşklarının verdiği güçle tam gayretle başlamış çalışmaya. Biri dağların tepelerin arasından kanal kazmaya başlarken diğeri de taşları üst üste diziyormuş. Dört ayaklı yapıyı inşa eden genç yapının tepesinde tam son taşı koyacakken rakibinin getirdiği suyun şırıltısını duymuş. Kaybettiğini anlayınca kendini dört ayaklı abidenin tepesinden atıvermiş aşağı. Kimi rivayetlere göre kız, suyu getiren gençle evlenmiş, kimilerine göre ise kendisi de intihar eden gence aşık olduğu için onun ardından kendini denize atmış.
Dört Ayak Anıt Mezarı Nerededir? Yol Tarifi Bilgileri. Anıt Mezar’a Nasıl Gidilir?
Dört Ayak Anıt Mezarı Mersin’in Aydıncık İlçesinde çok merkezi bir konumdadır. Mersin’e uzaklığı 161 km’dir
Mersin’den Dört Ayak Anıt Mezarı’na özel araçla gitmek için Mersin-Antalya Karayolu’nda batı yönünde ilerleyerek Aydıncık İlçe Merkezine ulaşmalısınız. Burada Dört Ayak Anıt Mezarı tabelasını göreceksiniz. Anayola 50 metre uzaklıktaki anıt mezara yürüyerek gidebilirsiniz.
Mersin’den Dört Ayak Anıt Mezarı’na toplu taşıma ile gitmek için Mersin otogarından hareket eden Aydıncık otobüslerinin yanı sıra Mersin-Antalya şehirlerarası otobüsleri ile de Aydıncık ilçesine ulaşabilirsiniz.
Dört Ayak Anıt Mezarı Çevresinde Görülebilecek Yerler:
Aynalıgöl Mağarası: 7,2 km
Kelenderis Antik Kenti: 1,8 km
Anamuryum Antik Kenti: 59 km
Mamure Kalesi: 53 km
Kelenderis - Mersin
Antik yazarlardan Apollodoros, Kelenderis’in Suriye’den gelen Sandokos tarafından kurulduğunu belirtir. Bu metinde adı geçen Sandokos’un İ.Ö. 2. bin Luvi-Hitit tanrılarından Şanta ile özdeş olduğu kabul edilir ki bu kült İ.Ö. 1. binyılda da sürmüştür. Sandon /Sandan aynı zamanda Tarsus’un da kurucusu ve baş tanrılarından biri olup, bu kentin Hellenistik ve Roma Dönemi sikkelerinin bazılarında tasvir edilmiştir. P. Mela, kentin Samoslular (Sisam) tarafından kolonize edidiğini belirtmektedir. 1986 yılından beri Konya Selçuk Üniversitesi’nden Prof.Dr. Levent Zoroğlu başkanlığında sürdürülen arkeolojik kazılarda İ.Ö. 6'ncı yüzyıla kadar giden buluntular ele geçmiştir. Bu buluntular Silifke ve Anamur Müzelerinde sergilenmektedir.
Yüzyılın sonlarında Batı Anadolu ve yakın adalardan gelen Ionialılar, Nagidos ile birlikte Kelenderis’te de ticarete yönelik ilişkileri yönlendirecek ticari iskeleler kurmuşlardır. Kelenderis ilk parlak dönemini İ.Ö. 5'inci ve 4'üncü yüzyıllarda yaşamıştır. Atinalılar’ın öncülüğünde Persler’e karşı kurulan Attik-Delos Deniz Birliği’nin en doğudaki üyesi olmuştur. Kazılar sırasında bulunan zengin mezarlar, bir yandan kentin batı dünyası ile ilişkilerini belgelerken, aynı zamanda, doğu kültüründen de kopmadığını ortaya koymuştur. Hellenistik Çağ’da Mısır’da kurulan Ptolamaios Krallığı ile siyasi ittifak içinde olan Kelenderis, İ.Ö. 1'inci yüzyıldaki korsan baskınları yüzünden çok zor duruma düşmüştür. Romalılar’ın korsanlara karşı hazırladıkları askeri harekâta da katılan Kelenderisliler, Romalılar’ın Akdeniz ticaret yolunu güvenlik altına almasından sonra ikinci parlak dönemlerini yaşamışlardır. Orta Çağ’da, önce Bizans, daha sonra da Selçuklu egemenliğine giren Kelenderis; Osmanlılar Dönemi’nden 20'nci yüzyıl başlarına kadar, Anadolu ile Kıbrıs arasındaki deniz ulaşımında önemli bir liman konumunda olmuştur. Kelenderis, İstanbul’un Konya üzerinden Kıbrıs ile bağlantı kurduğu önemli bir Osmanlı limanıyken, 19'uncu yüzyıl ortalarından itibaren, Mersin limanının ortaya çıkması gibi çeşitli sebeplerden dolayı liman işlevini yitirmeye başlamıştır.
Liman Hamamı: Liman girişinde bulunan hamam, kentin kısmen ayakta kalabilen antik yapılarıdan birisidir. Üç ana mekanı günümüze kadar ulaşmıştır. Büyük bir kompleks olduğu anlaşılan hamamın bütününe ait görsel bilgi kaynağı, 6'ıncı yüzyıl başına tarihlenebilen zemin mozaiğidir. Duvarlarının inşaasında moloz taşlar kullanılmıştır. Yapının dış yüzeyi sıvasızdır. İç yüzey ise yer yer tuğla kaplamadır ve bunun üzerinde de sıva vardır. Bazı bölümlerde mermer plakalar kaplama malzemesi olarak kullanılmıştır. Çatı örtüsündeki yalıtım ise, kum kireç karışımı sıvanın içine tuğla parçaları karıştırılarak sağlanmıştır.
Tiyatro: Yüzey araştırmaları ve sondaj çalışmaları dışında henüz gün ışığına çıkarılmamış olan yapının Anemurium’da olduğu gibi, bir meclis binası olabileceği de sanılmaktadır.
Nekropol Alanı: Nekropol alanında yapılan kazılarla çok çeşitli mezar tipleri açığa çıkarılmıştır. Bu nedenle Kelenderis antik kenti mezar çeşitlilikleriyle dikkat çekmektedir. Bu özellik Elaiussa-Sebaste, Anemurium, Uzuncaburç gibi yerlerde de vardır. Ancak Kelenderis’tekiler zamana göre farklı tipteki mezarların bir arada bulunmasıyla ayrıcalık göstermektedir. Bu mezar tipleri arasında bugüne kadar tespit edilenler arasında çukur mezarlar, dromoslu yer altı oda mezarlar, beşik tonozlu mezarlar, baldahinli mezar anıtı (Dört Ayak), lahitler, mezar taşları bulunmaktadır. Bu mezar tiplerinin yanı sıra kazı buluntuları ile bugüne kadar kesinleştirilemese de Silifke Müzesi’nde bulunan Hydria örneğinden yola çıkarak Erken Hellenistik Çağ’dan itibaren cesetlerin yakılıp, küllerinin urnalara, yani hydrialara konulduğunu gösteren veriler de elde edilmiştir. Kentin yakın çevresinde, Aydıncık-Gülnar yolu üzerinde 15'inci kilometrede orman içindeki kaynaktan kente su getiren kemerler ve kanallar günümüze kadar ulaşabilen alt yapılardır.















